12-19 Aralık Haftalık AB Basın Özeti
13.12.2010
Rum Basını:AP Türkiye raporunda dikkatler Maraş’a çevriliyor
Türkiye’nin AB üyelik sürecinin değerlendirilmesine yönelik raporun ilk taslağının geçtiğimiz Perşembe günü Avrupa Parlamentosu Dış İlişkiler Komitesinde görüşülmeye başlandığını, buna göre ilk taslağın dengeli ve sürprizsiz olduğu belirtildi.
Kathimerini Gazetesi “Dikkatler Maraş’a Çevriliyor – Avrupa Parlamentosunun İlk Değerlendirme Metni Sürprizsiz” başlıklarıyla verdiği haberinde, Hollandalı Avrupa Milletvekili, Türkiye raportörü Ria Oomen-Ruijten’in taslağında; önceki değerlendirme raporunda da bulunan “Türk ordularının hemen ayrılması, Türkiye’nin ek Protokolü hemen uygulamasına yönelik teşvik edilmesi” gibi birçok “olumlu” noktanın bulunduğunu savundu.
Tak, 13-12-2010 09.10 (TSİ)
14.12.2010
İşte Türkiye paragrafı üzerinde yapılan pazarlıkların detayları
ABHaber,AB Dışişleri Bakanlarının sonuç bildirisinde yer alan Türkiye paragrafları üzerinde yapılan pazarlıkların detaylarını ulaştı.İşte detaylar
*Yunanistan, Türkiye ile ilgili paragraflarda aday ülke olduğunun net bir şekilede ifade edilmesini istiyor
-Bulgaristan ve Yunanistan Türkiye-AB arasındaki geri kabul anlaşmasına uluslararası hukuk ve normanlar çerçevesinden yapılmasını istiyor.
-İsveç ve Almanya Türkiye hazır olduğu zaman rekabet başlığının açılabileceğinin sonuç bildirisine yşimdiden yansıltılmasını istiyor.Rumlar ise buna kariı çıkıyor.Rumlar Türkiye’ye müzakereler ile peşinen yeşil ışık yakılmasını istemiyor.Bu konuda uzlaşı aranıyor
-Türkiye’nin dış politika alanında AB ile daha sıkı işbirliğine gitmesi isteniyor
Öte yandan Kıbrıslı Rumlar Türkiye paragraflarında yer alan Türkiye’nin Ankara Protokolüü uygulaması ile ilgili metinden memnun oldukları bildirildi.
ABHaber, 14-12-2010 15.20 (TSİ)
Beşir Atalay:”AB ülkelerinin bakışı değişti”
İçişleri Bakanı Beşir Atalay,”Ülkemizde gerçekleştirilen siyasal ve sosyal reform çalışmalarının, uygulamakta olduğumuz aktif dış politikanın ve ekonomimizin sergilediği başarılı performansın, AB ülkelerinin Türkiye’ye bakışında olumlu yönde değişikliğe yol açmaya başladığı ve ayrıca Türkiye’yi destekleyenlerin elini güçlendirdiği görülmektedir” dedi.
Reform İzleme Grubu’nun 23. Toplantısı Rixos Otel’de yapıldı. Toplantıya İçişleri Bakanı Beşir Atalay, Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, Adalet Bakanı Sadullah Ergin ile Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Feridun Sinirlioğlu ve diğer ilgililer katıldı.
Ajanslar, 14-12-2010 20.20 (TSİ)
AB’de Türkiye pazarlığı
AB Dışişleri Bakanları aralarında Türkiye’nin de olduğu birliğin genişleme politikalarını Brüksel’de masaya yatırdı.Brüksel’de biraraya gelen AB Dışişleri Bakanları toplantı sonrası yayımlanacak sonuç bildirisinde yer alacak ifaadeler üzerinde yoğun tartışmalar yapmaları bekleniyor.Bilhassa sonuç bildirisinde yer alan Türkiye ile ilgili (ABHaber’in yayımladaığı taslak metin üzerinde) paragraflar üzerinde değişiklikler bekleniyor.Rumlar Türkiye paragraflarının daha sertleştirilmesi ve yeni ekler yapılmasını isterken diğer ülkeler Ankara-Brüksel arasını yeterince germeyelim yaklaşımı içindeler.
ABHaber, 14-12-2010 10.00 (TSİ)
AB’nin Türkiye kararı
AB dışişleri bakanları Türkiye’nin limanlarını Kıbrıs Rum kesimi gemilerine açmamasını “derin üzüntüyle” not ederken, ilave yaptırıma gerek görmedi.
Dışişleri bakanlarının bu hafta toplanacak AB zirvesine de sunulacak genişleme kararlarında, Türkiye’nin müzakere sürecine ve siyasi reformlara bağlılığını sürdürmesi memnuniyetle karşılanarak, 12 Eylül’deki halk oylamasıyla kabul edilen anayasa paketinin “doğru yönde atılmış önemli bir adım olduğu” vurgulandı.
Yargı, temel haklar ve kamu yönetiminde AB üyelik sürecinin gerektirdiği birçok reformu barındıran anayasa değişikliklerinin Avrupa standartlarıyla uyumlu şekilde uygulanmasının kilit önem taşıdığı belirtilen kararlarda, yeni anayasa değişikliklerinin, tüm siyasi partilerin ve sivil toplumun dahil olduğu, mümkün olduğunca geniş kapsamlı istişarelerle, diyalog ve uzlaşma ruhu içinde hazırlanması istendi.
Türkiye’yi temel hak ve özgürlüklerle ilgili reformlara teşvik eden kararlarda, öncelikli konular arasında mülkiyet hakları, sendikal haklar, azınlık hakları, kadın ve çocuk hakları, ayrımcılıkla mücadele, cinsiyet eşitliği ve işkence ve kötü muameleyle mücadele sıralandı.Kararlarda, terör örgütü PKK’nın AB terör örgütleri listesinde bulunduğu hatırlatılarak Türkiye topraklarındaki tüm terör saldırıları şiddetle kınandı.Demokratik açılımın sürdürülmesi ve uygulanmasını isteyen AB, Kürt meselesinin çözümüne yönelik beklenen sonuçlarının alınmaya başlanacağı umudunu dile getirdi.
AB kararlarında, Türkiye’nin dış politikada, “daha geniş coğrafyada daha aktif hale geldiği ve Orta Doğu’nun güvenliğinde, Batı Balkanlar’da, Afganistan ve Pakistan’da ve Güney Kafkasya’da önemli bir bölgesel oyuncu olduğu” kaydedilerek Ankara’ya, dış politikasını AB ile koordinasyon içinde ve AB dış politikasını tamamlayıcı şekilde geliştirme çağrısı yapıldı.
Kararlarda, AB ve Türkiye’nin uyumlu dış politika izlemesinin enerji güvenliğini artıracağı, bölgesel çatışmaları çözeceği ve etnik ve dini temelli ayrışmaları önleyeceği belirtilerek, AB’nin ortak çıkarı gerektiren dış politik meselelerde Türkiye ile mevcut diyaloğunu yoğunlaştırmaya hazır olduğu ifade edildi.
Türkiye’nin yasadışı göçle mücadelede kilit önem taşıdığı belirtilen kararlarda, bu kapsamda AB-Türkiye geri kabul anlaşması müzakerelerinde sağlanan ilerlemeden duyulan memnuniyet ifade edilerek, bunun sonuçlandırılarak uygulanmasının beklendiği dile getirildi.Türkiye’yi iyi komşuluk ilişkilerine ve sorunların barışçıl yollarla çözümüne bağlı kalmaya davet eden AB, buna zarar verecek her türlü tehdit, sürtüşme ve eylemden kaçınılmasını istedi.
KIBRIS
Defalarca yapılan çağrılara rağmen Türkiye’nin limanlarını ve havalimanlarını Kıbrıs Rum kesiminin kullanımına açmamasını “derin üzüntüyle not eden” AB, “bu konuda ilerleme olmaması nedeniyle 2006 yılında getirilen yaptırımların (8 fasılda müzakerelerin askıya alınması, kalan fasılların kapatılmaması) müzakereler üzerindeki genel etkisinin devam edeceğini” bildirdi.
“Türkiye’nin Kıbrıs Rum kesimiyle ilişkilerini normalleştirme yolunda da hiçbir ilerleme sağlamadığı” not edilen kararlarda, AB Komisyonu, Türkiye’nin bu yükümlülüklerini yakından izleyerek önümüzdeki yıl yayımlayacağı ilerleme raporunda yer vermekle görevlendirildi.Kararlarda, Türkiye’den Kıbrıs Rum kesimine karşı yükümlülüklerinde “daha fazla gecikme olmadan ilerleme beklendiği” ifade edildi.Türkiye’den, Kıbrıs’taki müzakereleri aktif olarak desteklemesi de istenen kararlarda, BM önderliğindeki kapsamlı çözüm müzakerelerine Türkiye’nin somut şekilde bağlı kalması ve katkı yapmasının çok büyük önem taşıdığı dile getirildi.
REKABET FASLI
Önümüzdeki aylarda açılması beklenen rekabet politikası faslında, açılış kriterlerini karşılama noktasında Türkiye’nin kaydettiği ilerlemenin not edildiği kararlarda, tüm kriterler “karşılanır karşılanmaz” AB’nin faslı açmaya hazır olduğu kaydedildi.
Ajanslar, 14-12-2010 21.00 (TSİ)
15.12.2010
Franco Frattini:Türkiye’nin Avrupa’dan uzaklaştığına inanmıyorum
İtalya Dışişleri Bakanı Franco Frattini, Ankara’nın müzakerelerdeki yavaşlamaya karşın Avrupa Birliği’ne üyelik arzusunu koruduğunu belirterek, “İşler çok ağır gidiyor ama ben Türkiye’nin Avrupa’dan uzaklaştığına inanmıyorum” dedi.
Frattini, bugün Dışişleri Bakanlığı’nda düzenlenen Ortadoğu Medya Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Şahsen, Türk halkının Avrupa Birliği’yle müzakere rotasında kalmanın ne denli önemli olduğunu bildiğini düşünüyorum. Türk yöneticiler de bu kulübün içinde olmanın, dışında kalmaktan daha iyi olduğunu biliyorlar. Ancak Avrupalılar olarak bizlerin de Türkiye’nin AB’ye girmesinin yararımıza olacağını idrak etmemiz gerekiyor” ifadelerini kullandı.
Ajanslar, 15-12-2010 17.09 (TSİ)
AB’nin Genişleme Politikaları Çıkmazda
14 Aralık’ta Brüksel’de yapılan AB Genel İşler Konseyi’nde AB üyesi ülkeler birliğin genişleme sürecini geçiştiren ve herkesi memnun edici kararların altına imza koydular.AB gözlemcileri ekonomik kriz ile boğuşan AB’nin şimdilik genişleme sürecini bir kenara ittiğini belirtiyorlar.
AB’de genişleme süreci Yunanistan ve Kıbrıslı Rumların inisiyatifine yavaş yavaş terkediliyor görüntüsü hakim.Yunanistan (14 Aralık’ta alınan kararlardan görüleceği üzere) Makedonya’nın adını değiştirmediği için müzakerelere başlanmasını veto etmeye devam ederken Kıbrıslı Rumlarda Türkiye ile başlıkların açılmasına koydukları veto devam ediyor.Belçika Dışişleri Bakanı Makedonya ile müzakerelerin açılamaması karşısında çaresiz olduklarını bir anlamda ifade etmesi birliğin içinde bulunduğu durumun anlaşılması açısından önemliydi.Yunanistan’in Makedonya ile ilgili ilk taslak belgedeki ifadeleri nihai metinden çıkartarak Üsküp’ün AB sürecini iyice tıkadı.
ABHaber, 15-12-2010 11.10 (TSİ)
Reuters:Avrupa Birliği Türkiye’nin üyeliği konusunda ikiye bölündü
İngiliz yayın kuruluşu Reuters,Avrupa Birliği’nin Türkiye’nin üyeliği konusunda ikiye bölündüğünü bildirdi.Haber şöyle:
AB hükûmetleri 14 Aralık’ta Türkiye’ye AB üyelik çabaları konusunda hem övgü ve hem de eleştiri içeren bir mesaj gönderdi. Söz konusu mesaj Ankara’nın üyelik beklentisi konusunda blok içinde yer alan fikir ayrılığını vurguladı.
AB devletleri tarafından Brüksel’de genişlemeye ilişkin yapılan yıllık toplantıda Türkiye’nin AB üyesi Kıbrıs ile ilişkilerini çözümlemedeki başarısızlığı konusunda duyulan “derin üzüntü” dile getirilirken, Ankara’ya “daha fazla gecikmeden” ilerleme kaydetmesi yönünde baskı yapıldı.
ABHaber, 15-12-2010 10.21 (TSİ)
Öymen:”AB Dışişleri Bakanları kararında Türkiye’nin üyeliğinin desteklendiğine dair bir işaret yok”
CHP Millietvekili Onur Öymen TBMM’de yaptığı konuşmada AB Genel İşler Konseyi toplantısı sonrası yayımlanan sonuç bildirinde Türkiye’ni üyeliğinin zikredilmemesini eleştirdi.Öymen,”AB’li bakanlar genişlemeyi konuştular, Türkiye’yle ilgili bir de metin yayınladılar. Bir tek yerinde Türkiye’nin üyeliği lafı geçmiyor biliyor musunuz? Türkiye’ye gene baskılar, gene eleştiriler, gene suçlamalar; bir tek kelimeyle Türkiye’nin üyeliğinin desteklendiğine dair bir işaret yoktur.”açıklamasında bulundu.
ABHaber, 15-12-2010 17.10 (TSİ)
16.12.2010
Türkiye-AB arasında göçmen ve vize müzakereleri son aşamada
Avrupa’ya Türkiye üzerinden kaçak olarak giren ‘düzensiz göçmenlerin’ Türkiye’ye geri gönderilmesini öngören geri kabul anlaşması, imzaya hazır hale geldi.Fakat Ankara anlaşmaya imza koymak için kendi vatandaşlarına vize muafiyeti sağlayacak başka bir anlaşmanın müzakerelerinin başlamasını şart koşuyor.
Geri kabul anlaşması, Avrupa’da yakalanan çoğunluğu Afganistan, Pakistan, Irak gibi ülkelerden yasadışı yollarla gelen göçmenlerin eğer Türkiye topraklarını kullanarak gelmişlerse, Türkiye’ye geri gönderilmesini öngörüyor.
Bu göçmenler bir süre Türkiye’de tutulduktan sonra, kendi ülkelerine iade edilecekler. Bütün bu işlemlerin yapılabilmesi için gerekli olan masrafları Avrupa Birliği ve Türkiye paylaşacak.
Bbc, 16-12-2010 19.10 (TSİ)
Türkiye – AB İlişkileri Vize Yüzünden Gergin
Türkiye ile Avrupa Birliği arasında vize uygulamaları konusunda çıkan son tartışma Ankara’nın üyelik çabalarında yeni bir sorun yarattı. Brüksel’in Balkan ülkelerine vizeyi hafifletirken Türkiye’ye devam ettirmesi Ankara tarafından tepkiyle karşılandı.
Amerika’nın Sesi muhabiri Dorian Jones’un verdiği habere göre, gözlemciler, Avrupa Birliği’nin Balkan ülkelerine seyahat kısıtlamalarının büyük bölümünü kaldırma kararının birçok Türk işadamını rahatsız ettiğine dikkati çekiyor.
Voa, 16-12-2010 19.00 (TSİ)
AB Zirvesinde Almanya’nın Dediği Oldu
2010 yılı içinde yedinci kez bir araya gelen Avrupa Birliği devlet ve hükümet başkanları, Euro Bölgesi’ni tehdit eden borç krizini önleme amaçlı önemli kararlara imza attılar.
Alınan kararlarda Almanya’nın etkisi net şekilde hissediliyor Yunanistan ve İrlanda’nın arka arkaya borç krizinin pençesine yakalanmasının yarattığı etkinin diğer Euro Bölgesi ülkelerine yayılmasından endişe eden Avrupa Birliği liderleri Brüksel’deki zirvenin ilk gününde olası krizlere karşı kalıcı bir mekanizma oluşturulmasına onay verdiler. Bugüne kadar aldığı önlemler piyasaları rahatlatmaya pek yetmeyen Avrupa Birliği, toplantıya da “birlik havasında” başlamasa da büyük ölçüde Almanya’nın yön verdiği ortak kararlar almayı başardı.
Varılan uzlaşıya göre Avrupa İstikrar Mekanizması adı verilecek kalıcı mekanizma için Lizbon Antlaşması’nda küçük iki değişiklik yapılacak. Bu değişiklikler basitleştirilmiş yöntem kullanılarak yapılacağından herhangi bir ülkede referanduma gidilmesi gerekmeyecek. Yeni mekanizmanın 2013 ortasına kadar devreye sokulması öngörülüyor.
Krizin Portekiz ve İspanya’nın etrafında dolaşıp durması bazı ülkeleri 750 milyar euro tutarındaki kurtarma fonunun kapasitesinin artırılmasını istemeye itse de “AB’nin kasası” konumunda olan Almanya bu fikrin acilen hayata geçirilmesinin gerekli olmadığı yönündeki tavrını korudu. Berlin’in itirazı nedeniyle, genel bir mesajla yetinildi. AB Başkanı Herman Van Rompuy, liderlerin Euro Bölgesinin istikrarını korumak için gerekli her şeyi yapmaya hazır olduklarını söyledi.
Voa, 17-12-2010 11.10 (TSİ)
19.12.2010
Karadağ’a AB üyeliği yolu açıldı
Eski Yugoslavya cumhuriyetlerinden Karadağ, Avrupa Birliği üyeliğine bir adım daha yaklaştı.Avrupa’nın güneydoğusunda yer alan 680 bin nüfuslu bu küçük ülke, Brüksel’den aday ülke statüsü kazanan 5’inci ülke oldu.
AB devlet ve hükümet başkanları, Karadağ’a aday ülke statüsü verilmesini onayladı. Katılım müzakerelerine ne zaman başlanacağıyla ilgili kesin bir tarih ise öngörülmedi. AB Komisyonu genişlemeyle ilgili aldığı tavsiye kararında, Karadağ’ın “aday ülkelik statüsüne hazır olduğu, ancak katılım müzakerelerine başlayabilmesi için özellikle reformların uygulanmasında başarı göstermesi gerektiği” ifade edilmişti. Avrupa’nın güney doğusunda yer alan 680 bin nüfuslu bu küçük ülke, 2006 yılında referandumdan çıkan kararın ardından Sırbistan’dan ayrılarak bağımsızlığını ilan etmişti.
Dw, 19-12-2010 10.10 (TSİ)
Türkiye Ekonomisi AB Ekonomisine Entegre Oluyor
Türkiye ile AB arasında ticaret ve yatırım ilişkileri her geçen gün artıyor.
Bugün AB’yi Türkiye’nin birinci, Türkiye’yi ise AB’nin yedinci büyük ticari ortağı konumuna getiren süreçte, Gümrük Birliği ve 2005 yılında başlayan üyelik müzakereleri önemli paya sahip. Gümrük Birliği, taraflar arasında sanayi ve işlenmiş tarım ürünlerinde gümrük vergileri ve diğer kısıtlamaların kaldırılmasının ötesinde, Türkiye’nin, AB’nin teknik müktesebatına; ticaret, fikri mülkiyet ve rekabet gibi politikalarına uyumunu da kapsıyor. 2011 yılında 15’inci yılına girecek olan Gümrük Birliği, Türk özel sektörünün uluslararası rekabet gücünü önemli ölçüde arttırdı.
Üyelik müzakerelerinin başlaması ile daha da derinleşen ekonomik bütünleşme sayesinde bugün AB ve Türkiye arasındaki ticaret hacmi, yıllık 100 milyar Avro’yu aşıyor. Türkiye’nin AB karşısındaki ticaret açığı ise, birbirine yaklaşan ihracat ve ithalat eğilimiyle giderek azalıyor.
Hürriyet, 18-12-2010 14.00 (TSİ)
Merkel:AB için ortak ekonomi yönetimi gerekiyor
Almanya Başbakanı Angela Merkel, AB ülkelerini ortak ekonomi yönetimi kurmaya çağırdı.
Brüksel’deki AB Liderler Zirvesi’nde konuşan Merkel, „Euro Bölgesi’nde yalnızca istikrarlı bütçe belirleyici değil. Milli ekonomilerin de daha sıkı bir şekilde koordine edilmesi gerekiyor“ dedi.
Euro krizini görüşen Avrupa Birliği liderleri, dün yeni düzenlemeler konusunda anlaşmaya varmıştı. Uzlaşma, Lizbon Antlaşması’na yeni fıkralar eklenmesini öngörüyor. Yeni düzenleme, 2013’ten itibaren borçlu AB ülkeleri için kalıcı kurtarma fonunun kurulmasını öngörüyor.
AB liderleri 16/17 Aralık’taki görüşmelerinde aralarında dış politika meselelerinin de bulunduğu diğer başlıkları gözden geçirdiler.
Avrupa Birliği Dışişleri Yüksek Temsilcisi Catherine Ashton, üye ülkeleri kararlılığa davet etti.Ashton, dışişleri ve güvenlik politikalarının ticaret, enerji, iklim ve göç gibi diğer konularla uyumlu şekilde ele alınması gerektiğini kaydetti. Bu arada AB liderleri eski Yugoslavya cumhuriyeti Karadağ`a adaylık statüsü verilmesini kararlaştırdılar.
ABHaber, 18-12-2010 12.01 (TSİ)
Catherine Ashton:Avrupa, ABD’yi kaybedebilir
AB Dışişleri Bakanı Ashton Brüksel’in dış politikadaki tutarsızlığını eleştirerek, bunların ABD’yi farklı müttefik arayışına itebileceğini söyledi. Ashton, AB liderlerine ‘acilen’ uyumlu bir dış politika çağrısında bulundu.
Milletlerarası siyasette ikiz kardeşler olan Avrupa Birliği (AB) ile ABD arasına kara kedi girebilir. Dün Avrupa Birliği Zirvesi’nde 27 ülke liderini uyaran AB’nin “Dışişleri Bakanı” Catherine Ashton, devlet ve hükümet başkanlarına takdim ettiği ilk raporunda, Brüksel’in tutarlı bir dış politika üretememesi durumunda Amerika’nın sırtını Yaşlı Kıta’ya dönecebileceği uyarısı yaptı. Avrupa’nın ABD’ye destek çıkmakta gecikmesi durumunda Washington’un dünyada kendine başka müttefikler arayacağına işaret eden Ashton’a göre Brüksel’in, acilen uyumlu ve vizyonlu bir dış politika üreterek Rusya, Çin, Japonya, Brezilya ve Afrika kıtası ile kuvvetli ilişkiler geliştirmesi gerekiyor. Ashton’ın AB’nin şimdiden Amerika’nın “stratejik önceliklerinden” çıkmaya başladığını vurguladığı raporunda Washington’un Brüksel’in en azından kendi çevresinde “mesuliyetler” üstlenmesini istediğine işaret ediliyor. Ashton’ın Avrupalı liderlere kapalı kapılar ardında, “Fazla söz verip, az iş yaparsak, usulü esasın önüne koyarsak ya da ne istediğimizi bilemezsek ABD dikkatini başka bölgelere çevirecektir.” dediği belirtiliyor. ABD ile AB’nin çatıştığı noktalarda Brüksel’in Amerika’ya cazip gelecek şekilde siyasetini tekrar gözden geçirmesi gerektiğine işaret eden Ashton, bu alanlardan birine NATO-AB ilişkilerini örnek gösterdi, NATO-AB ilişkileri Kıbrıs yüzünden kilitlenmiş durumda. Türkiye’nin AB üyeliğini bloke eden Rum Kesimi’nin üyesi olduğu AB’nin NATO imkanlarını kullanmasına Ankara müsaade etmiyor. Rum Kesimi, Türkiye’nin Avrupa Savunma Ajansı’na katılımını da engelliyor.
Dış politikası olmadığı için yıllardır tenkit edilen AB’nin derdine derman olacağı düşünülerek Birlik’in ilk “dışişleri bakanı” olarak atanan Catherine Ashton da ağır eleştirilere maruz kalıyor. Ülkesi İngiltere’de neredeyse hiç bir resmi tecrübesi olmayan Ashton’ın “dışişleri bakanı” olması büyük sürpriz olarak nitelendirilmişti. Ashton’ın ilk dış ilişkiler raporu AB’nin dünyada etkisini kaybetmek olduğuna dair yorumların yoğunlaştığı bir döneme denk geliyor. Bu yılın başlarında AB ile ABD arasında yapılan zirveyi iptal eden ABD Başkanı Barack Obama, geçen ay NATO Zirvesi’nin gölgesinde kalan AB-ABD Zirvesi’nde Avrupalı liderlere 2,5 saatini ayırmıştı.
Zaman, 18-12-2010 12.19 (TSİ)